GÜÇLENDİRİLMİŞ MAKİNA SANAYİSİ YOLUNDA STRATEJİLER
Makine sektörü,çok büyük sayıda malın ve servisin gerçekleştirilmesinde kullanılan makineleri imal etmektedir,imalat teknikleri ve mamuller yüksek düzeydeki teknolojileri kullanmaktadır, teknolojiyi göz önüne alarak ifade etmek gerekirse, yüksek düzeyde yetişmiş eleman kullanmaktadır,bu sektör geniş bir istihdam olanağı sağlamakla beraber istihdam ettiği kişilere yüksek ücret ödeyerek yaşam standartlarının yükselmesinde dinamo etkisi yarattığından tüketim harcamalarına dayalı olarak ekonomide canlılığın sürdürülmesinde anahtar rolü oynayan sektörlerden biridir.
Sektörde yaratılacak bir birimlik ilerlemenin diğer sektörlere yansıması toplamda çok büyük artışlara sebebiyet vermekte dolayısı ile makine sektörünün çarpan etkisi özellikle gelişmekte olan ülkelerce diğer ülkelerle aradaki farkın kapatılmasında ve dışa bağımlılıklarının azaltılmasında hayati önem arzetmektedir.
Türkiye?de makine sektörü hızlı bir gelişme içerisindedir. Amerika ve AB Ülkelerinde makine imalatı yüksek teknoloji segmentine kaymış, orta teknoloji segmentinde ise pazarda bir boşluk oluşmuştur.Bu boşluk Türk Makine üreticileri açısından görmezden gelinemeyecek çok büyük bir fırsattır.
Özellikle belirtilmesi gerekir ki bu boşluğu doldurabilecek en kuvvetli adaylar ise üretim süresinde %80-85?lere varan yerli girdi oranı , ülkemizin coğrafi açıdan önemli pazarlara yakın olması, KOBİ?lerimizin teknolojik gelişmelere hızlı cevap verme imkanı, ucuz iş gücü ve gelişmiş mühendislik becerileri ile Türk makine sektöründeki oyunculardır.Varolan bu fırsatı değerlendirebilmek için makine sektörünün tüm atılımlarını önümüzdeki birkaç senede tamamlayabilme zorunluluğu vardır.
Sektörün yaptığı ihracatın %52?sinin Dünya Makine Ticaretine yön veren başta Almanya olmak üzere olmak üzere AB ülkeleri ve ABD?ne gerçekleştiriliyor olması kalite ve teknoloji olarak makine sektörümüzün ulaştığı seviyenin bir göstergesidir.2005 yılında 200?e yakın ülkeye makine ihracatı gerçekleştiren sektörümüz farklı pazarlara yönelme ve kendini ispat etme hedefindedir. Bu nedenle sektöre uygulanacak yurtdışı fuar katılım desteklerini ihtiyaç duyduğu şekilde alabilmesi fevkalade önemlidir.
Bu sektör gerekirse diğer tüm sektörlerden ayrı tutulabilecek derecede stratejik öneme sahiptir ve devletimizin çok kısa süre içerisinde sektörü destekleyici cesur hamleler yapması gerekmektedir.
Türkiye işgücü maliyetinde en yüksek vergi ve prim yükünü taşıyan ülkedir.Toplam işgücünün yarısı kayıt dışı istihdam edilmektedir.Verimli ve etkin bir sosyal güvenlik sistemi ancak primlerin makul seviyelere inmesiyle mümkün olacaktır.Kayıt dışılığa uygulanacak yaptırımların ağırlaşması ile kayıt dışındaki istihdam frenlenmeli ve haksız rekabetin ortadan kaldırılması sağlanabilmelidir. Aynı şekilde vergi oranlarını makul seviyelere çekerek vergi tabanını genişletmek ve kayıt dışı faaliyetlerle kayıtlı işletmeler aleyhine oluşan haksız rekabeti önlemek gerekmektedir.
Makine Sektörünün bugüne kadar envanteri çıkarılmamıştır.Bu nedenle sektöre ilişkin bilgi yoktur.İhracattaki artışın lokomotifi olan ve sanayimiz içerisinde en yüksek ihracat artış hızına sahip makine sektörüne yönelik stratejiyi doğru kurgulayabilmek açısından birliğimizin yürüttüğü envanter sonuçları mevcut kapasite,rekabet üstünlüğü ve dünyada gelişme eğilimleri doğrultusunda değerlendirilerek bu sektörün sıçrama yapmasını sağlayacak şekilde bir strateji geliştirilmeli ve bir teşvik sistemi uygulanmalıdır.
Dış Ticaret açığının 14 milyar dolarlık bölümü sektörümüzden kaynaklanmaktadır.Bu açığın 10 milyar dolarlık bir kısmında sağlanacak tasarrufun 175 bin kişiye yeni iş yaratılması anlamına geldiği hesaplanmaktadır.
Kaliteli,standartlara uygun Türk Makine ve Aksamları kullanımının özendirilmesi konusunda kamu kurum ve kuruluşları duyarlı olmalı ve kendi alımlarına yönelik ihalelerde marka belirtmeksizin ülkemiz imalatına öncelik vererek örnek olmalıdırlar.Türkiye?de üretilen makinelerin kullanımına yönelik planlı kampanyalar başlatılarak tüm iletişim araçları ile desteklenmesi sağlanmalıdır. Kamu alımlarında yerli firmalara öncelik, en azından eşit rekabet şansı sağlanması yerli imalatçılara önemli bir motivasyon ve rekabet gücünün arttırıcı imkan sağlarken,kamu kuruluşlarına da tasarruf imkanı doğuracaktır.
Yerli üretimde büyümenin diğer bir yolu da savunma sanayi alanının yerli makine üreticisine açık hale getirilebilmesidir.Bu alanda yerli makine sanayicisine yönelik uzun vadeli planlar hazırlanarak savunma sanayi ile entegrasyonun sağlanması gerekmektedir.
Makine sanayinde yerli üretimde ara malı olarak çok kullanılan ve yurt içinde üretimi yapılmaması sebebiyle ülkemize önemli döviz kaybettiren Servo Motor Sistemleri, PLC kontrol üniteleri, Doğrusal Yataklama Sistemleri, AC Motor Sürücüleri gibi teknolojik komponentlerin teknolojilerini Türkiye?ye getirecek olan yabancı sermayeye özel teşvik verilmesi suretiyle söz konusu fabrikaların kurulmasının sağlanması gerekmektedir.
Söz konusu teknoloji ve yatırımların Türkiye?ye gelmesini sağlayana kadar ise, bu tarz komponentlerdeki KDV oranını düşürerek makine fiyatlarını iç piyasanın karşı koyamayacağı seviyelere çekmek,makine sektöründe yerli üretimi arttırarak fabrikaların verimini ve ihracatta rekabet gücünü yükseltmek mümkün olabilecektir.
TSE?de yapısal bir reform her zaman dile getirilmektedir.Bu kurumun en büyük problemi hem standartları oluşturan bir kurum hem de standartları denetleyen dolayısı ile laboratuar hizmeti veren bir kurum olmasıdır. TSE standartları hazırlayan bir kurum olarak kalmalı, gecikme ve problemlerin yaşandığı denetleme mekanizmasını etkin,güvenilir sektörel ihtisas sahibi yapılara delege etmelidir.
Meslek liseleri,Meslek Yüksek Okulları ve Üniversitelerden yetişen iş gücü sanayimizin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.Sanayici istihdam amacı ile bu okullardan aldığı işgücünü mesleğe adapte edebilmek için tekrar eğitim verme yükünü de üstlenir hale gelmiştir.Bu nedenle, sektörün ihtiyacı olan teknik ara eleman konusunda sektörün ihtiyacını karşılayacak eğitimin tanımı yapılmalıdır. Sektörle barışık yaygın eğitimin dizaynı en kısa sürede hayata geçirilmelidir.Meslek Liseleri,MYO ve Üniversitelerin müfredatlarının Türk Makine Sektörü ihtiyaçlarına uygun olarak şekillendirilmesi,geçmiş teknolojilere dayanan bilgilendirmelerin ayıklanarak temel dersler ve son 5 yıl içerisinde uygulamaya geçilen teknolojilerle donatılmış bir müfredatın uygulamaya alınması ve bu bilgi akışının sürdürülebilir kılınması sektörümüzdeki atılımın desteklenmesi için hayati önem arz etmektedir. OSB?lerin içinde barındırdıkları sanayi kollarına yönelik eğitim verecek meslek liseleri ve yüksekokulların bulundurulması için yaptırım uygulanmalı yada yüksek oranlı teşvikler devreye sokulmalıdır.Bu radikal değişikliklerin zamanında ve planlı devreye alınması halinde Türk Makine İmalat Sektöründe zincirleme bir şekilde diğer sektörlere rekabet üstünlüğü sağlayacak özel makine tasarımı ve imalatı gücü oluşturulabilecektir..
Makine sektörü yan sanayisi olmayan yerlerde yaşayamaz.Aynı zamanda ihracat artışına ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorunluluğu dolayısıyla sürekli yatırım yapmak durumundadır.Ancak yatırım ortamının makine sektörü lehine iyileştirilmesi bu günkü teşvik mekanizmalarıyla son derece zordur.Teknoloji üretebilme kapasitesine sahip bu sektör lojistik destek,kalifiye eleman gereksinimi ve yan sanayi açısından muhakkak gelişmiş yörelerde barınabilmekte ve gelişimini sağlayabilmekte dolayısıyla, en ağır ağır arazi bedelleriyle,en yüksek işçilik maliyetleriyle karşı karşıya kalmaktadır.Bu nedenle yalnız makine sanayine uygulamak gerekse de, hali hazır faaliyette bulunduğu yerde, gelişmiş yöre bir yana, şehrin merkezinde dahi makine üreticileri her türlü teşvik kapsamında bulundurulmalıdır.Sektörde arzu edilen gelişmenin sağlanmasını takiben yan sanayileri ile birlikte bulunacağı Organize Sanayi Bölgeleri üretilerek makine üreticilerinin makul sürelerde bu bölgelere intikali sağlanmalıdır. Organize Sanayi Bölgeleri günümüz itibariyle rant merkezleri haline gelmiştir. Bu nedenle Makine İmalatçılarının yoğunlaştığı 6-7 il özelinde makine üreticilerinin bir araya toplanacağı Makine Organize Sanayi Bölgeleri oluşturularak buralardan makine üreticilerine bedelsiz yada düşük ücretli,uzun vadeli yer tahsisi yapılabilmelidir..
Makine ve Aksamları sektörü gerek üretim ve ihracat gerekse katma değer yaratma açısından çok önemli bir noktadadır.Tüm sanayi kollarında ,alt sektörlerin rekabetçi hale gelmelerini sağlayabilme ve ülke ekonomisine dolaylı olarak yön verme özelliğine sahip tek sektör olan makine sektörü tüm dünya ülkelerinde ana lokomotif sektör olarak kabul edilmektedir. Bu sektördeki gelişme elektrik-elektronik,yazılım,otomasyon,savunma gibi sanayileri de tetikleme gücünü barındırmaktadır. Özellikle insana yaptığı yatırım, yüksek ücretli çalışan istihdamı ve teknoloji yaratabilme potansiyeli sektörümüzün en ayırt edici özelliğidir.Bu nedenle makine sektörü ayrıcalıklı olarak ele alınmalı ve gelişimine yönelik özel politikalar uygulanmalıdır.
TÜRKAK?ın CE konusunda akredite kurum başvurusunu bekleten AB nedeniyle, CE uygunluk normunu belgelendiren onaylı bir akredite kurumumuzun olmayışının yarattığı maliyetli belgelendirme yöntemleri sanayici üzerinde bir külfet yaratmaktadır.AB?nin Türk makine imalatçılarına,üçüncü dünya ülkelerine uyguladığı denetimleri uygulamak istemesi, yüksek riskli ürünler listesi dışında kalan ürünlerde ?Self Declaration?nın yeterli olduğu bilindiği halde, bu bildirimin kabul edilmeyerek, üreticiden ?akredite laboratuardan alınan test raporu? talebi gibi haksız dayatmaların tek taraflı bir teknik engel olarak uygulamaya konmasına resmi makamlarımızca hukuki prosedürler uygulanarak engel olunmasının sağlanması ve ihracatçılarımıza sahip çıkılması gerekmektedir.
Haksız rekabete neden olacak nitelikte ki ürünlerin AB ülkelerine ülkemizden transit geçiş yolu ile ulaşmasını engellemek amacı ile ise ATR-1 belgesi tanzimindeki usullerin tekrar güncellenerek gerekli görülen değişikliklerin yapılması sağlanmalıdır.Aynı şekilde haksız rekabete neden olan ve AB ülkeleri üzerinden ülkemize giriş yapan , standart dışı kalitesiz ve ucuz ürünlerin yerli sanayiye zarar vermesini önlemek ve girişlerini bir dahaki sefere olanaksız hale getirmek amacı ile bu konuda takipte bulunacak bir sanayi istihbarat birimi oluşturmak yolu ile tespit edilen ülkeler-ithalatçı ve üreticilerinin rapex sisteminde riskli statüde yer almasını sağlanmalıdır.
Avrupa Birliği?ne entegrasyonda makine sanayine yönelik çevre standartlarına uyumun sağlanması yönünde ortaya çıkacak problemlerle ilgili olarak en az 5 yıllık bir iyileştirme süreci ve bunun hükümet veya AB tarafından finansmanı ile ilgili bir plan hazırlanmalı ve adım adım iyileştirme yoluna gidilmesi sağlanacak şekilde karara bağlanmasının pazarlıkları yapılabilmelidir.
Kriz sonrası hasarlı mali sicil nedeni ile firmaların gerek bankalar gerekse diğer kaynaklı fonlardan yararlanma imkanının ortadan kalkması,gene aynı nedenle teminat vb. gerekleri yerine getiremediği için KOSGEB kredileri dahil Ar-Ge desteklerinden yararlanamamaları. Bankalardan kredi hariç çek karnesi temininde dahi söz konusu nedenden kaynaklanan imkansızlıklar yaşamaları üretimde sürekliliği sağlamada sıkıntıya düşmelerine neden olmaktadır. Söz konusu problemleri gidererek makine üreticilerinin önünü açabilmek için önerimiz; 2006 yılından itibaren başvuracakları kredilerde geçmiş dönemlerde yaşadıkları mali ve vergi problemleri çözmüş olmaları kaydıyla bu dönemlerin önlerine bir engel olarak çıkarılmasına son verecek mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesi sektörün ivedilikle ihtiyaç duyduğu iyileştirici ve önünü açıcı bir uygulama olacaktır.
Ayrıca firmaların kredibilitesi sorgulanırken sektörde aktif olarak faaliyette bulunduğu yıl sayısına göre bir çarpan belirlenmeli ve bu firmanın notunu arttıran en önemli unsurlardan biri olduğu gözden kaçırılmamalıdır.(0-3 yıl,3-10 yıl,10-15 yıl,15-30 yıl gibi faaliyet aralıklarında artan oranlarda puanlama yapılması gibi ranking uygulamaları mümkündür.)
Son zamanlarda bazı bankaların makine imalatı yapan firmalara sağlamaya başladığı orta vadeli yatırım kredileri, imalatçıların tesislerini yenilemelerini ve yeni teknolojilere uyum sağlamak için yatırım yapmalarını kolaylaştıracaktır. Ancak halen bir yılı ödemesiz dört yıl düzeyinde olan bu kredilerin, en az iki yıl ödemesiz 5-7 yıl düzeyine getirilmesi, ayrıca henüz bir iki bankanın uyguladığı bu kredilerin diğer bankalarca da uygulanmaya başlanması gerekmektedir. Gene aynı bankalarca uygulanmaya başlanan, imalatçı firmaların müşterilerine sağladığı benzer nitelikteki satıcı kredilerinin vadelerinin de aynı şekilde uzatılması, yerli imalatçıların satış imkanını ve iç pazardaki payını artırıcı etki yapacaktır.
Vadeli makine alımlarında kullanılan kredi sistemlerinden olan Coface, Hermes yada türevi kredilerin ülkemizde mevcut olmaması sebebiyle ,sanayicimiz makine alımlarını yerli üreticiden değil uygun ödeme koşulları sunabilen diğer yabancı ülke üreticilerinden yapmaktadır. Vadelendirme avantajı sunulduğu için benzeri standart ve kalitedeki yerli makinelerden çok daha yüksek bedelle ithal edilen bu makineler, hem ülkenin döviz kaybına hem de yerli makine üreticisinin rekabet gücünün yok olmasına sebep olmaktadır
Üniversitelerde döner sermaye uygulamalarının revize edilerek, talep edilen sektörel danışmanlık hizmetlerinin ücretinden öğretim görevlisine düşen payın arttırılması yolu ile bu hizmetin cazip hale getirilmesi.ve üniversiteler bünyesinde dünyadaki teknolojik gelişmeleri anında takip ederek sanayiye uygulama amacı güden ve sanayi ile aktif işbirliği içinde bu gelişmenin doğrudan muhatabı sektör kuruluşlarına talep götüren ayrı özerk,öncü birimler oluşturulması bugüne kadar temenninin ötesine geçemeyen üniversite sanayi işbirliğini aktif ,geliştirilebilir ve sürdürülebilir bir konuma taşıyacaktır. Sektörde yeni teknolojilerin giderek öncelik kazanmasının, gerek tedarik sistemlerinde, gerekse imalat planlama ve süreçlerinde önemli gelişme ve dönüşümlere yol açacağı bilinmektedir. Küresel rekabet içinde ?maliyet/kalite/teslimat süresi? üçlüsü, teknolojilerin yalnızca uygulanmasını değil, yönetimini de, işletme düzeyinde yaşamsal bir boyuta ulaştırmıştır. Teknolojiyi kullanmaktan da öte öncelik, yönetmekte yatmaktadır. Yeni teknolojiler sektör içinde nasıl kullanılacak, ne ölçüde özümsenecek, hangi fırsatları oluşturacak ve ne gibi şanslar yaratacaktır, yeni malzemelerin, elektronik komponentlerin ve yan sanayide imal edilen parçaların optimal kullanımının sektöre kazandırdığı olanaklar da ölçülmelidir. Makine imalat sanayi bir mühendislik sektörü olduğundan, AR-GE çalışmaları ve bu kapsamdaki inovasyon faaliyetleri bu sektör içinde büyük bir güce sahiptir.
Sektördeki firmaların tek tek AR-GE çalışmalarına cirolarından pay ayırmaları ve bunu AR-GE alt yapısını kurmakta harcamaları oldukça zordur. Ancak, makine imalat sanayiiinin alt sektörleri içinde sinerji yaratarak ortak bir Merkez kurmak daha akılcı görünmektedir. İçinde AR-GE çalışmalarının da yer alacağı bir Merkezinin kurulması ve mamule, imalat sürecine ilişkin projeler geliştirilmesi öncelikle ele alınmalıdır.
Makine sektörünün bu yöndeki nihai ve gerçek hedefi ; birliğin bünyesinde, üyelerinin katılımı ve ilgili kurumların desteği ile sektörün eğitim, uygulama ve gelişim ihtiyaçları için bir makine teknoloji uygulama enstitüsü oluşturmaktır. Bu enstitünün işlevi de, sektördeki kalifiye elemanların eğitimlerle takviye edilmesi, üniversitelerin ilgili birimlerinden yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin planladıkları çalışmaların yukarıda sayılan ihtiyaçların giderilmesi doğrultusunda bu enstitünün imkanları ile yürütülmesine olanak sağlayacak işbirliği koşulları ve imkanları yaratılmak olmalıdır.
AB ülkelerinde, Avrupa Araştırma Alanının güçlendirilmesi amacı ile çerçeve programları oluşturulmaktadır. Bu maksatla Komisyonca ayrılan araştırma fonları, 20 yıldan beri AR-GE çalışmalarına destek sağlamaktadır. Türkiye 6. Çerçeve Programına etkin bir biçimde katılamamış, katılım sırasında bütçeye yaptığı katkı payının % 25?i oranında proje üretebilmiştir. Sektörde üretilen projeler ile yeterli bir destek alınmadığı bilinmektedir.
KOSGEB, İGEME, DTM, TÜBİTAK, İŞKUR gibi kurumlar tarafından verilen desteklerin tek çatı altında toplanarak, tek kurum tarafından organize edilmesi önemlidir. Aynı konuda farklı kurumların devlet desteği vermesi, şartlarının farklı oluşu, hangi kuruma başvurunun daha yararlı olacağı konusunda da tereddüt yaratmaktadır. Ayrıca, destekle ilgili işlemlerin kısa sürede sonuçlandırılması, istenen dokümanların asgariye indirilmesi de yararlanmayı kolaylaştıracak ve başvuruları artıracaktır. TÜBİTAK, TİDEP, TTGV ve KOSGEB, AR-GE fon, kredi teşvik ve desteklerinden yararlanabilmek için firmanın kredibiliteye ve teminata gerek duyması, başvuran firmalarınsa yukarıda açıklandığı gibi geçmişteki hasarlı mali sicilinin (bu problemini çözmüş olmasına rağmen) i ve/veya teminat verememesi sonucunda bu destekleri kullanamaması özellikle arge çalışmalarının kesmektedir. Bu tür destekler için teminat almayı gerektirmeyecek şekilde riski karşılamaya yönelik fon havuzu oluşturmak gerekmektedir. Sektörün toplam satış giderlerinden AR-GE?ye ayırdığı pay % 0,7?yi geçmemektedir. Bu payın en az % 1,5?a ulaştırılması hedeflenmelidir ve destek kullanımının önünün açılması sağlanmalıdır.Böylece makine sektörünün özgün üründen sağlayacağı katma değer artacak ve toplam sanayi katma değerinden alacağı pay yükselecektir.
Makine sanayiinin gelişimini etkileyen bir diğer unsur da yan sanayiinin rekabetçi ve kayıt dışı yapılanmanın sonucu olarak düşük kaliteli işgücü ve üretimi nedeniyle makine sanayicilerinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olmasıdır. Bu nedenle makine sanayiciler, kompozit ürünlerinin kalite bütünlüğünü sağlamak adına ihtiyaç duydukları her tür parçayı kendileri üretmek zorunda kalmakta, bunu temin için de , kısıtlı finansmanlarına rağmen, yüksek verimle çalıştırmak ve üretim planlaması yapmakta tam kontrol sağlayamayacakları ve çoğunlukla atıl durumda kalacak tezgahların ithalini yapmak durumu ile yüz yüze gelmektedirler. Makine sanayicileri için önerilen mali kolaylık ve teşviklerin yan sanayiye de etki edecek şekilde genişletilmesi, bu sanayinin kaliteli işgücü ve hammaddeye yönlendirilerek makine sanayinin ihtiyaç duyacağı ürünleri gerekli kalite koşullarında temin etmesi zemininin temin edilmesi gerekmektedir. Yan sanayi, döviz kurlarının düşüklüğü nedeni ile son zamanlarda sıkıntı ve bir bocalama yaşasa da, bu konuda imalat yapan firmaların kaliteye ve maliyet düşürücü, verimliliği artıcı çalışmalara öncelik vermesi ile bu zorlukların aşılması, ihtisaslaşacak bu kuruluşların sunacağı kaliteli ve daha ucuz ara malları ile makine imalat sanayinin gelişimine katkı sağlaması beklenmektedir.
Girdi piyasalarında, sektöre fason imalat yapan firmaların bu çalışmalardan yararlanması sıkı bir işbirliği ve ortak çalışma ortamının oluşturulmasına bağlıdır. Girdilerin maliyet/kalite optimizasyonu sağlayacak bir düzeyde temin edilebilmesi, ithal girdi oranının da azalmasını ve ihracatın bağımlılık katsayısının düşmesini olanaklı kılacaktır.
Türk Makine Sektöründe ürün geliştirme ve Ar-Ge mühendisliği yapısının güçlendirilmesi çok önemlidir. Sektörde tasarım yapabilme kabiliyeti olan sınırlı sayıda firmanın yanında tasarım kabiliyetine olmayan çok büyük bir üretici kitlesi bulunmaktadır.Bu firmalar ucuz fiyatı nedeni ile ele geçirebildiği eski teknolojiye sahip makineleri demonte edip hataları ile birlikte birebir kopyasını yapmakta ve servis altyapısını oluşturmadan satış faaliyetlerine devam etmektedir.Bu olumsuz tablo, orta teknoloji uygulama seviyesine sahip sektörümüzde arzu edilen teknolojik düzeyde ve kaliteli makine imalatı yaratma hedefine ters düşmektedir.
Makine ihraç ettiğimiz ülkelerin çoğunda Türk makinelerine karşı güven duygusu büyük bir çaba sonucu oluşturulduğu görülmektedir. Bazı diğer mal guruplarında yaşandığı şekilde, bazı fırsatçılar, düşük kaliteli makinelerle bu imajı bozmadıkları takdirde, gerek komşu ülkelerde, gerekse, potansiyel pazar durumundaki ülkelerde Türk Makinelerinin daha iyi bir yer edinilmesi mümkün olabilecektir.Bunun için Türk makinelerine yönelik Kalite İşareti Projesine tam destek sağlanmalıdır.
Makine Sektörüne yönelik endüstriyel tasarım faaliyetlerinde teknik uygulama çok büyük bir ağırlığa sahiptir.Türkiye'de makine tasarımı yapabilen kişilerde yaratıcılık ve çözüm üretebilme kabiliyeti yanında mekanik,elektronik, pnömatik, hidrolik vb gibi mühendislik bilgilerinin teorik olamasa da, pratik yönüyle bir arada bulunması gerekliliği bilinmektedir. Bu yapıda insan kapasitesinin çok az sayıda olduğu göz önüne alındığında makine sektörünün ilerlemesinde çok büyük bir role sahip olan yeni ürün tasarımı ve ar-ge faaliyetlerinin hızlandırılması ve bu yeterliliğe sahip olmayan makine üreticilerine için yeni bir yapının oluşturulması kaçınılmaz bir hal almaktadır. Diğer bir taraftan teknik bilgilerin ve uygulanmasının zorluğu nedeni ile makine sektöründe endüstriyel tasarımın uygulanabilirliği sorgulanmaktadır ve pratikte buna örnek gösterilecek başarılı uygulamaları bulunmamaktadır.
Makine mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, arge mühendisliği,endüstri mühendisliği, mekatronik gibi alanlarda faaliyet gösteren öğretim elemanları, kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili birim görevlileri, makine sektöründe faaliyet gösteren firmaların temsilcileri ve fikri ve sınai hakların korunmasına yönelik kurum temsilcileri bir araya getirilerek makine sektörü özelinde hizmet edecek bir yapı oluşturulmalıdır. Bu yapı , makine imalatı alanında uzmanlaşmalı ve sektör ihtiyaçlarına yönelik olarak en kısa zamanda örnek gösterilebilir pilot bir uygulamalar gerçekleştirmelidir.
Böylelikle makine sektörüne yönelik ürün ve endüstri tasarımı hizmeti sunan bir çatı oluşturulmuş,hizmet verme süreci başlatılmış ve tasarım kabiliyetine sahip olmayan firmaların teknolojisi eski makineleri taklit yoluyla üretim yapmaları yerine tasarım hizmetini makul fiyatlarla yaptırabilecekleri bir yapıya sahip olmaları sağlanmış olacaktır.
Ar-Ge projelerinin kabulünde Türk makine sektöründen mucitlik beklenmemeli,gelişmiş dünyada bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu ve bu bilgiye ulaşarak yurt içerisinde üretilmeyen bir makineyi üretme kararlılığına sahip firmalara bu destek sunulabilmelidir. Özellikle bu açıdan bakıldığında yurtdışı patentler ve bu patentlerden edinilebilecek bilgiler, teknolojimizi ilerletebilme ve yeni çözümler üretebilme konusunda bize yol açabilecektir.Bu nedenle Türk Patent Enstitüsü ile sürekli ilişki halinde bulunulmalı,yurt içi ve yurt dışı patent çalışmalarını takip edecek bir süreç uygulamaya konularak buradaki bilgi ve gelişmelerin üreticiler aktarılması sağlanmalıdır.Patent uzmanlarının bu sektörle ilgili detaylı bilgiye sahip kılınmaları sağlamak, delinemeyecek ve tam koruma sağlayan patentler hazırlanması açısından bir zorunluluk haline gelmiştir. Makine Sektörünü,ilgili pratik uygulamaları ve yasal süreçleri iyi bilen uzman hukukçuların yetiştirilmesi sağlamak için bu eğitimi almış olanlara yönelik teknoloji,üretim sertifika programları hazırlanarak tasarımların etkin şekilde korunması sağlanmalıdır.
Makine Sektörü kendi kullanabileceği kaynakları dahi kullanabilmekten uzaktır.Bu konuda gerekli bürokratik düzenlemenin hızla yapılması gerekmektedir. Örn. Bu yıl 6 milyar $ ihracat yapan sektör 6ila 10 milyon $?lık bir gelir elde ederek projelerini hayata geçirebilecekken dahi bu konuda gereken bürokratik düzenlemelerin yapılamaması nedeni ile bu kaynaktan yoksun bırakılmaktadır.
Bu sektör teknik kalifiye eleman istihdamı nedeniyle Türkiye?deki işçilik maliyet ortalamalarının çok daha üzerinde işçilik maliyetlerine sahip olmasına rağmen oluşturduğu yüksek katma değer nedeni ile Türkiye Sanayisinin genel sorunları olarak gösteriler döviz kuru,enerji maliyeti gibi ana problemlerden diğer sektörlere nazaran çok daha az etkilenmektedir.
Makine Sektörünün yapısına bakıldığında Türkiye?nin büyük şirketlerinin bu yapı içerisinde yer almadığını görmekteyiz.Oysa dünyada gelişmiş ülkelerde cirosu milyar dolarları bulan yüzlerce şirket mevcuttur. Türkiye?de makine sektörünü oluşturan mikro ve küçük işletmelerin sayıca çokluğu birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Önümüzdeki dönem içerisinde bu firmaların büyük bir bölümünde bir elenme yaşanacağının sinyalleri mevcuttur.Bu süreç doğru bir şekilde yönetilebilmeli,firma birleşmeleri teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
Bu tarz firmaların en büyük problemlerinin başında girdi maliyetlerinin yüksekliği gelmektedir.Ölçek ekonomisinin bu tarz bir sektörel yapıda uygulanamamasının tek çözümü ise Ortak Satınalma Organizasyonu?nun faaliyete geçirilerek,desteklenmesi ve güçlendirilmesidir.Bu proje, sektörün maliyetlerini düşürecek,yan sanayi oluşturabilecek ve firmalar arası işbirliği kültürünü yaygınlaştıracak derecede önemli bir misyon üstlenmektedir.
Yatırım Mallarında KDV indirimi sağlanmalı ve bu %5 seviyelerine indirilmelidir.Böylelikle alt yapısını tamamlamış, pazarlık gücü elde etmiş ve vergisini veren firmalar hızla büyüyecek, %18 ?te tutulan KDV?yi yiyerek beslenen , sorumluluklarını yerine getiren firmalarla haksız rekabete giren kesim ise bu süreçten doğal olarak elenen olacaktır. Avrupa Birliği Komisyonunca hazırlanan çeşitli dokümanlarda, makine imalat sanayinin Avrupa Birliğinin en önemli sektörü ve Birlik ekonomisinin temel direği olduğu ifadesi yer almaktadır.
Ülkemizde de bu sektör, 2005 yılındaki 5 milyar dolarlık ihracat rakamı ile; imalat sanayi sektörleri arasında, otomotiv, örme giyim eşyası ve elektrikli makinelerden sonra 4. sırada yer almakta ve ihracatını en hızlı artıran sektörler arasında bulunmaktadır. Bu değerler ile daha önce kendisinden ön sırada bulunan demir-çelik ihracat değerlerini geçmiş bulunmaktadır. Ayrıca, dış pazarlarda yaşanan düşük büyümeye ve döviz kurlarının olumsuz etkisine rağmen bu dönemde ihracatını % 26,7 oranında artırmış bulunmaktadır. Yarattığı katma değer bakımından da ilk sıralarda yer almaktadır. Büyük ölçüde yerli hammadde kullanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde dahi çoğu makine türünde imalat, emek ve mühendislik yoğun yapıdadır. Yoğun rekabet, yeni imalat metodlarının ve gelişmiş modellerin imalatını zorlamakta ve araştırma-geliştirmeyi teşvik etmektedir.
Bu gelişmeler, uygun politikalar ve tedbirler ile desteklenmesi halinde yakın gelecekte bu sektörün ülkemiz ekonomisinin de en önemli temel direği olacağını göstermektedir.
Savunma sanayi alımlarında yurt içindeki imkanların daha fazla değerlendirileceği ifade edilmektedir. Bu öngörünün gerçekleşmesi sağlanmalıdır. Bu yöndeki gelişmeler, daha yüksek teknolojilerin araştırılması ve uygulanmasını teşvik edecektir. Günümüzde AB ülkeleri de savunma ihtiyaçlarını Birlik ülkelerindeki firmalardan sağlamaya öncelik vereceklerini ifade etmektedirler.
Kamu alım politikaları da yerli makine alımlarına daha fazla yer verecek nitelikte olmalıdır. En azından bugünkü uygulamalar ve dış kredili alımlar sonucu bu konudaki ihalelere katılamayan firmalara eşit rekabet şansı tanınmalıdır. Dış kredili yatırımlarda belirli oranda yerli yatırım malı kullanımı şartı getirilmeli, off-set uygulamalarına yer verilmelidir.
Sektörün, gelişme yolundaki ülkelere olan ihracatının artırılabilmesi için, hedef pazarlar olarak görülen Orta Doğu, Afrika ülkeleri, Türk Cumhuriyetlerine yönelik özel finans modelleri geliştirilmeli, Exim-Bank imkanlarının artırılması yanında, İslam Kalkınma Bankası ve Asya Kalkınma Bankasında etkinliğimiz artırılmalı, bu ülkelerle kredi anlaşmaları yapılmalıdır.
Yatırım malı makinelerde uygulanan KDV oranı sıfıra veya en çok % 5 düzeyine indirilmelidir. Teşvik belgeli yatırımlar için bu oran sıfıra inmiş bulunmaktadır. Yatırımların önemli bir kısmı teşvik belgeli olarak yapılmakta, bunun dışındaki makine alımları daha çok münferit ihtiyaçlarla ilgili bulunmaktadır. Bu nedenle KDV?nin sıfırlanması kamunun önemli bir vergi kabına neden olmayacaktır. Diğer yandan bazı küçük imalatçılar, satış şansını artırabilmek için KDV ödenmemesi maksadı ile satışlarının önemli bir bölümünü faturasız yapmaktadır. Bu durum kurallara uygun çalışan firmalara karşı bir haksız rekabet de yaratmaktadır. KDV?nin düşürülmesi, faturasız satışların azalmasına da yol açabilecektir.
Belirli değerin üstündeki kamu ihalelerinde belirli oranda yerli yatırım malı kullanımı şartı getirilmeli ve/veya bu tür malları kapsayacak off-set uygulanmalıdır.
Yurt dışından gelen makinelerin bir kısmının uluslararası standardların ve uyulması gereken direktiflerin gereklerine uygun olmaması, buna bağlı olarak fiyatlarının düşüklüğü, piyasa denetiminin yetersiz kalması, hem ithalatı artırmakta, hem de haksız rekabete neden olmaktadır. İthalat aşamasından başlayarak teknik düzenlemeler uygunluk denetiminin yapılması, piyasa gözetim ve denetiminin etkinliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi maksadı ile, belirli malların ithalatı için belirli ve bünyesinde konusunda uzman elemanların bulunduğu gümrük kapıları belirlenmelidir.
Günümüzde ve gelecekte ihtiyaç duyulan ve duyulabilecek meslekler belirlenerek mesleki eğitim programlarının hazırlanmasında bu konulara ağırlık ve öncelik verilmelidir. Ayrıca gençlere meslek seçiminde bu veriler ışığında yönlendirme çalışmaları yapılmalıdır.
Çıraklık eğitim merkezlerindeki alt yapı ve personel eksiklikleri giderilerek, çıraklık programları sanayiin ihtiyaç duyduğu nitelikler ile uyumlu olarak yeniden düzenlenmelidir.
Meslek liseleri, meslek yüksek okulları ve üniversitelerden yetişen iş gücü, sanayiin beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Sektörün ihtiyacı olan teknik ara eleman konusunun eğitim programları gözden geçirilerek bu eksiklik giderilmelidir. Ayrıca, endistri meslek liseleri atölyeleri, güncel teknolojili makine ve tezgahlarla takviye edilmeli, uygulamalı ders saatleri artırılmalıdır.
Kaliteli ve standardlara uygun Türk makine ve aksamları kullanımının özendirilmesi konusunda kamu kurum ve kuruluşlarının daha özenli davranmaları, ihalelerde dış alıma yönelik şartname hazırlamama konusuna yer vermeleri ve yerli yatırım malı kullanımına öncülük etmeleri sağlanmalıdır.Türk Makine Kalite İşareti Projesi desteklenmeli ve yurt içi-yurtdışı tanıtımı tekbir merkezden ve güçlü olarak yapılmalıdır.
Savunma sanayi alımlarında da yerli imalata öncelik verilmesi politikası tam anlamı ile uygulanmalıdır. Bu maksatla orta vadedeki ihtiyaçlar önceden açıklanarak, makine sektörüne yön verilmelidir.
Makine sektörünün en önemli sermayesi yetişmiş insan gücüdür.İnsan sermayesine daha fazla yatırım yapılmalıdır. Çalışanların niteliğinin ve verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı, meslek liselerinde yeni imalat teknolojilerinin öğretimine yönelik uygulamalı derslere öncelik verilmelidir.
Bundan sonra kurulacak endüstri meslek liselerinin imkan ölçüsünde Organize Sanayi Bölgeleri içinde kurulması, eğitim sürecinde bu bölgedeki kuruluşlarda staj uygulamalı çalışmaların yapılmasına imkan verecektir. Ayrıca, bölge içinde yer alan firmaların elemanlarının iş başı eğitimleri için bu okullar katkı sağlayabilecektir.
AB Birliği fonlarında Türkiye koyduğu katılım miktarının dörtte üçünü geri alamamaktadır. Çerçeve programları Türkiye gibi ülkeleri değil teknolojik seviyesi bizden üstün ve gelişmiş ülkeleri destekler durumdadır.
Sektörün kendi markası ile yapabileceği organizasyonların desteklenmesi ve tekstilde olduğu gibi fason imalata dayalı bir sanayi olmanın ötesine geçilmelidir. AB?nin anlaşmalarına uygun hareket etme zorunluluğu bulunduğundan Türkiye gibi ülkelerin menfaatlerini de gözetecek şekilde bu anlaşmaların kabulü ve revizyonunda çok dikkatli ve karara etki edecek şekilde lobileşmeyi sağlamak gerekmektedir.
AB ülkelerinde makine üretmek çok pahalı olduğundan AB ülkelerinde makine sektörü ileri teknoloji segmentine kayarak katma değeri ve getirisi yüksek makineler üretiyorlar ama diğer segmentteki makineleri Çin gibi ülkelerden ucuza ithal etmeyi tercih ediyorlar.Biz ise ülke olarak Çin?e AB ile aynı oranda (%5) gümrük vergisi uygulamasına katıldığımızdan bunun olumsuz etkisini Çin gibi büyük bir pazara makine satarken görüyoruz, bu pazara girerken Çin?in de karşılık ilkesi gereği uyguladığı yüksek gümrük vergisi ile karşılaşıyoruz.
AB ülkeleri makine üreticilerinin yurtdışı satışlarına çok ciddi finansal destek veriyor.AB?li makine üreticileri fuarlara ve pazarlara uzun vadeli krediler ile gidebiliyor.Oysa hiçbir makine üreticisi bu avantaja sahip değil gene de sektörümüzde yaşanan ihracat rekorları bu açıdan bakıldığında hayret vericidir.Makine üreticilerinin bu desteği arkasına alabildiğini düşünecek olursak sektörümüzde ne kadar büyük bir atılımın yaşanacağını söylemek bile gereksiz.
Dünyadaki gelişmiş ülkelerin makine ihracatı stabil hale geldi oysa makine ithalatını arttıran az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler var.Bu ülkelere yüzümüzü çevirerek, vakit geçirmeden karşılıklı ticaret anlaşmaları ve işbirliği tamamlanmalı.
Azgelişmiş ve Gelişmekte olan ülkelerde gelecekteki pazarı korumak ve sahiplenmek için Türk Makine Ticaret Merkezleri kurulmalı ve desteklenmelidir.
Bu nedenle yurtdışı makine fuarlarına katılım destekleri çok önemli.Bu destekler makine özelinde çok daha yükseğe çıkarılmalı ve bu fuarlara kaliteli makine üreten ve satış sonrası hizmet alt yapısını kurmuş ihracatçılarımızın katılımı sağlanmalı.
Güney Kore,Çin ve Japonya?nın makine sektörü açısından gelişim modelleri incelenerek Türkiye?ye özel bir Makine sektörü kalkınma modeli yaratılmalı ve desteklenmelidir.
Ar-Ge çalışmalarında iyi yetişmiş mühendislerin kullanılması ve bu konuda devlet desteğinden faydalanmak KOBİ?ler için mümkün olamamaktadır.Bunun gerisinde yatan neden makine üreticilerinin bu tip personele ödedikleri ücreti tam göstermeleri durumunda üstlenecekleri ağır prim yükü olmaktadır. Bu nedenle bu destekten çoğunlukla büyük firmalar yararlanabilmekte ve bu tıkanıklığı giderecek başka bir yönteme ihtiyaç bulunmaktadır.
Ekte sunulan tablolar dünya üzerindeki 145 ülkenin makine ithalat ve ihracatlarını göstermektedir. Bu verilere göre Makine ihracatçılarını ülkelere göre 5 ayrı sınıfta guruplamış bulunmaktayız.Bu tablolar incelendiğinde makine sektörü gelişmişliğin ölçüsü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörün şu andaki ciddi büyüme potansiyeli birkaç açıdan bakıldığında net bir şekilde görülebilir.
Bunlardan biri Avrupa?daki gelişmiş ülkelerin bu konudaki üretim maliyetleri bilhassa kalifiye insan gücündeki maliyetlerin çok yükselmiş olması ve sektörün giderek başka ülkelere kaymasıdır.Bu konuda Avrupa?nın ilk düşündüğü ülkeler Doğu Avrupa,Çin ve Hindistan?dır. Oysa Türkiye bu konuda ciddi bir birikim ve alt yapıya sahiptir.Bunu rakamsal olarak ifade etmek gerekirse,ülkemizde 2005 yılında yaklaşık 40 milyar Dolarlık makine ve techizat yatırımı yapılmıştır.2005?te 5 milyar Dolar ihracat, 20 milyar Dolar ithalat yaptığımız düşünüldüğünde 25 milyar Dolarlık üretim yapan bir sektör artık bebeklikten çıkmış, dünyada ciddi bir sektör olmaya yönelik altyapı,bilgi ve donanıma sahip olmuş demektir.
Çin?in son 4 yılda makine ihracatını 20 milyar dolardan 130 milyar dolara çıkarmış olması sektörün gereken önem verildiği takdirde ne kadar büyük bir hızla büyüyeceğinin de bir göstergesidir.
Unutulmaması gereken en önemli noktalardan biride bütün dünyada makine üreticilerinin en büyük müşterisinin komşu ve bölge ülkeler olduğudur. Bu durum göz önüne alındığında Avrupa, Rusya, Ukrayna, İran, Irak, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde yaklaşık 650 milyar dolarlık bir makine ithalatı söz konusudur. Türkiye?nin bu pazardan %1 dahi pay alamadığını düşünürsek ve otomotivden sonra dünyadaki ikinci büyük ticaretin 1,2 trilyon dolar ile makine ticareti olduğunu bilirsek, elimizde Türkiye?nin her türlü mali sorunlarını çözebilecek potansiyele sahip ciddi ve büyük bir sektör olduğu görülmektedir.
|
1.grup |
|
|
|
|
ÜLKE ADI |
2004 İTHALATI |
2004 İHRACATI |
İHR/İTH.ORANI |
|
Almanya |
98,151,839,000 |
174,344,139,000 |
1.8 |
|
A.B.D. |
203,591,360,607 |
148,804,804,397 |
0.7 |
|
Çin Halk Cumh. |
91,564,400,573 |
115,593,630,553 |
1.3 |
|
Japonya |
48,504,620,037 |
115,067,983,490 |
2.4 |
|
İtalya |
36,906,477,007 |
73,487,733,624 |
2.0 |
|
İngiltere |
64,685,938,700 |
58,848,925,429 |
0.9 |
|
Fransa |
57,264,612,310 |
49,806,937,945 |
0.9 |
|
Hollanda |
45,863,639,687 |
47,169,913,769 |
1.0 |
|
G.Kore |
24,778,302,581 |
39,373,884,445 |
1.6 |
|
Singapur |
29,661,930,671 |
36,442,780,078 |
1.2 |
|
TOPLAM |
968,607,007,877 |
858,940,732,730 |
|
|
|
Dünya ihracatındaki payı |
0.72 |
|
|
2.grup |
|
|
|
|
ÜLKE ADI |
2004 İTHALATI |
2004 İHRACATI |
İHR/İTH.ORANI |
|
Meksika |
33,645,741,068 |
28,290,446,820 |
0.8 |
|
Kanada |
44,749,424,458 |
25,172,977,748 |
0.6 |
|
Belçika |
27,090,238,299 |
24,666,640,072 |
0.9 |
|
Malezya |
16,144,894,336 |
23,915,100,357 |
1.5 |
|
İrlanda |
13,148,024,786 |
18,884,655,886 |
1.4 |
|
İsviçre |
13,245,955,462 |
18,808,934,774 |
1.4 |
|
Avusturya |
14,839,247,597 |
18,342,911,265 |
1.2 |
|
İsveç |
14,357,562,673 |
18,218,041,301 |
1.3 |
|
İspanya |
30,929,169,739 |
14,832,424,563 |
0.5 |
|
Macaristan |
10,540,945,000 |
12,689,121,000 |
1.2 |
|
Çek Cumhuriyeti |
11,164,575,884 |
12,362,710,104 |
1.1 |
|
Danimarka |
9,259,903,478 |
10,168,674,154 |
1.1 |
|
Polonya |
13,003,381,550 |
8,616,973,634 |
0.7 |
|
Brezilya |
9,312,638,109 |
7,703,756,961 |
0.8 |
|
Finlandiya |
6,202,184,265 |
7,264,479,002 |
1.2 |
|
TOPLAM |
|
249,937,847,641 |
|
|
|
Dünya ihracatındaki payı |
0.21 |
|
|
3.grup |
|
|
|
|
ÜLKE ADI |
2004 İTHALATI |
2004 İHRACATI |
İHR/İTH.ORANI |
|
Türkiye |
13,399,700,483 |
4,120,965,913 |
0.3 |
|
Endonezya |
6,310,993,541 |
3,853,029,575 |
0.6 |
|
Rusya Federasyonu |
11,091,311,343 |
3,713,822,489 |
0.3 |
|
Avustralya |
17,354,334,469 |
3,351,405,262 |
0.2 |
|
Hindistan |
9,237,640,833 |
3,130,737,470 |
0.3 |
|
Slovakya |
3,940,808,288 |
3,113,194,070 |
0.8 |
|
G.Afrika |
7,716,108,396 |
3,071,104,342 |
0.4 |
|
Norveç |
6,939,314,805 |
2,917,222,614 |
0.4 |
|
Portekiz |
5,449,405,082 |
2,817,560,985 |
0.5 |
|
İsrail |
3,833,180,000 |
2,667,720,000 |
0.7 |
|
Slovenya |
2,155,473,005 |
1,942,133,068 |
0.9 |
|
Romanya |
4,108,947,025 |
1,590,504,065 |
0.4 |
|
Lüksemburg |
1,588,045,056 |
1,359,587,550 |
0.9 |
|
Yeni Zelanda |
3,138,845,262 |
1,060,317,714 |
0.3 |
|
|
96,264,107,588 |
38,709,305,117 |
|
|
|
Dünya ihracatındaki payı |
0.0325 |
|
|
4.grup |
|
|
|
|
ÜLKE ADI |
2004 İTHALATI |
2004 İHRACATI |
İHR/İTH.ORANI |
|
Belarus |
1,816,819,320 |
993,955,923 |
0.5 |
|
Yunanistan |
4,596,127,895 |
881,815,955 |
0.2 |
|
Arjantin |
3,737,363,246 |
767,530,420 |
0.2 |
|
Bulgaristan |
1,616,177,369 |
621,425,548 |
0.4 |
|
Hırvatistan |
2,023,321,406 |
514,055,243 |
0.3 |
|
Litvanya |
1,346,116,556 |
435,881,109 |
0.3 |
|
Kolombiya |
2,734,583,175 |
284,973,967 |
0.1 |
|
Şili |
3,105,700,376 |
220,158,511 |
0.1 |
|
Sırbistan Karadağ |
1,762,879,537 |
188,827,705 |
0.1 |
|
Tunus |
1,466,446,789 |
171,389,944 |
0.1 |
|
Kazakistan |
2,359,500,689 |
138,623,858 |
0.1 |
|
Venezüela |
2,495,117,914 |
125,434,036 |
0.1 |
|
Umman |
1,673,050,947 |
124,748,727 |
0.1 |
|
Fas |
1,987,717,882 |
82,892,431 |
0.0 |
|
Pakistan |
2,271,969,905 |
81,834,918 |
0.0 |
|
Peru |
1,354,812,149 |
68,664,921 |
0.1 |
|
Cezayir |
3,511,210,028 |
8,587,061 |
0.0 |
|
|
39,858,915,183 |
5,710,800,277 |
|
|
|
Dünya ihracatındaki payı |
0.0048 |
|
|
|
|
|
|
|
5.Grup |
|
|
|
|
ÜLKE ADI |
2004 ITHALAT |
2004 IHRACAT |
İHR/İTH.ORANI |
|
Cook Adaları |
4,609,450 |
- |
|
|
Cape Verde |
28,018,718 |
- |
|
|
Kosta Rika |
822,947,722 |
986,689,697 |
1.20 |
|
Estonya |
734,570,902 |
223,372,696 |
0.30 |
|
Bosna Hersek |
538,370,013 |
187,644,456 |
0.35 |
|
Letonya |
743,375,557 |
146,594,153 |
0.20 |
|
Malta |
331,451,151 |
140,547,235 |
0.42 |
|
Ürdün |
570,174,258 |
136,874,962 |
0.24 |
|
Kıbrıs |
549,460,992 |
102,867,529 |
0.19 |
|
Çin, Makao S.B. |
310,661,278 |
89,420,098 |
0.29 |
|
İzlanda |
494,947,912 |
82,499,730 |
0.17 |
|
Sri Lanka |
566,873,152 |
76,945,700 |
0.14 |
|
Bahreyn |
607,913,979 |
71,884,181 |
0.12 |
|
Guatemala |
607,084,432 |
50,213,245 |
0.08 |
|
Katar |
803,646,986 |
47,460,148 |
0.06 |
|
El Salvador |
389,391,775 |
45,817,701 |
0.12 |
|
Bolivya |
256,853,114 |
34,075,098 |
0.13 |
|
Ekvator |
925,878,801 |
33,639,277 |
0.04 |
|
Moldova |
147,040,741 |
32,010,315 |
0.22 |
|
Mauritus |
287,450,098 |
30,739,361 |
0.11 |
|
Suriye |
659,112,238 |
29,856,494 |
0.05 |
|
Zimbabve |
255,155,496 |
24,084,628 |
0.09 |
|
Gana |
563,000,090 |
21,763,844 |
0.04 |
|
Yemen |
424,291,678 |
20,374,665 |
0.05 |
|
Azerbaycan |
775,799,628 |
18,135,561 |
0.02 |
|
Uruguay |
275,551,415 |
16,596,211 |
0.06 |
|
Ermenistan |
192,430,765 |
15,925,074 |
0.08 |
|
Makedonya |
207,313,843 |
13,761,554 |
0.07 |
|
Kenya |
357,349,849 |
13,315,929 |
0.04 |
|
Senegal |
218,206,163 |
12,815,482 |
0.06 |
|
Tanzanya |
355,684,223 |
10,661,888 |
0.03 |
|
Ermenistan |
68,405,345 |
10,396,033 |
0.15 |
|
Kırgızistan |
68,469,093 |
9,894,819 |
0.14 |
|
Gabon |
147,058,984 |
9,776,762 |
0.07 |
|
Arnavutluk |
206,208,620 |
9,266,746 |
0.04 |
|
Uganda |
149,346,247 |
8,341,332 |
0.06 |
|
Yeni Kaledonya |
199,733,408 |
8,233,989 |
0.04 |
|
Kamboçya |
92,267,866 |
6,099,797 |
0.07 |
|
Barbados |
137,558,134 |
5,828,526 |
0.04 |
|
Burkina Faso |
59,975,656 |
5,615,160 |
0.09 |
|
Paraguay |
325,023,430 |
5,422,823 |
0.02 |
|
Malavi |
60,086,631 |
4,856,915 |
0.08 |
|
Andorra |
107,544,610 |
4,653,675 |
0.04 |
|
Zambiya |
326,692,850 |
3,648,804 |
0.01 |
|
Bangladeş |
938,674,218 |
3,510,152 |
0.00 |
|
Madagaskar |
138,129,003 |
3,360,104 |
0.02 |
|
Saint Lucia |
33,161,953 |
3,154,468 |
0.10 |
|
Nikaragua |
149,969,458 |
2,865,328 |
0.02 |
|
Fransız Polonezya |
162,435,580 |
2,740,283 |
0.02 |
|
Aruba |
66,656,981 |
1,811,377 |
0.03 |
|
Panama |
- |
1,724,911 |
|
|
Maldivler |
71,022,496 |
1,344,609 |
0.02 |
|
Togo |
18,175,476 |
1,143,493 |
0.06 |
|
Anguilla |
14,032,050 |
1,095,887 |
0.08 |
|
Samoa |
12,187,542 |
1,076,716 |
0.09 |
|
Guyana |
84,307,053 |
1,038,393 |
0.01 |
|
Saint Vincent ve Grenadines |
19,065,524 |
499,232 |
0.03 |
|
Turks ve Caicos Adaları |
20,302,358 |
384,975 |
0.02 |
|
Fiji |
127,810,020 |
325,779 |
0.00 |
|
Dominik |
11,054,617 |
252,359 |
0.02 |
|
Seyşeller |
29,098,015 |
188,264 |
0.01 |
|
Faroe Adaları |
62,633,410 |
170,487 |
0.00 |
|
Burundi |
12,685,712 |
149,480 |
0.01 |
|
|
197,045,171,975 |
2,835,458,590 |
|
|
|
Dünya ihracatındaki payı |
0.002 |
|
Sudan, Suudi Arabistan, Ruanda, Filipinler, Papua Yeni Gine, Nijerya, Nijer, Nepal, Namibya, Montserrat, Moğolistan, Lübnan, Iran, Honduras, Grenada, Gambiya, Belize, Brunei, Orta Afrika Cumh., Etiyopya, Eritre,Trinidad ve Tobago, Tayland, Sao Tome ve Principe, Saint Kitts ve Nevis ülkelerine ait veriler olmadığından değerlendirme dışı tutulmuşlardır.Bu ülkelerin toplamının Dünya Makine İhracatından aldıkları pay oranının ise 0,032 civarında olduğu söylenebilmektedir.
DÜNYA MAKİNE TİCARETİ VE BAŞLICA ÜLKELER
Tüm diğer ürünlerin gelişen teknolojilere uygun olarak üretilmesini sağlayan makinelerin imalatıyla ilgilenen makine imalat sanayi ve bu sanayinin dış ticareti ülkelerin gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Üretimdeki temel rolü ve yüksek katma değeri sebebiyle dünya ülkelerinin sanayileşme sürecinde özel bir öneme sahip olan makine imalat sanayii, özellikle ABD, Japonya ve AB ülkelerinde mühendislik sanayilerinin önemli bir bölümü ve ekonominin temel unsuru şeklinde tanımlanmaktadır. İstatistiki veriler incelendiğinde, makine imalat sanayiinin geçtiğimiz yüzyılın başlarından itibaren gerek kendi içinde hızlı gelişimi ve gerekse diğer sektörlere sağladığı katkı ile ekonomilerin itici gücü olmuştur.
COMTRADE (Birleşmiş Milletler) verilerine göre makine sektörünün dış ticareti, 2004 yılında gerçekleşen 16,35 trilyon $?lık dünya ticareti içinde 2,35 trilyon $?la %14 oranında bir paya sahiptir. Makine sektörü dış ticaretinin 1.192 milyar $?lık kısmını ihracatın, 1.159. milyar $?lık kısmını ise ithalat oluşturmaktadır. Dünya makine ticareti incelendiğinde 12 ülkenin büyük rol oynadığı görülmektedir. Bu 12 ülke dünya makine ihracatında %77,2 oranında, ithalatında ise %67,5 oranında pay almaktadır.
Dünya makine ihracatındaki başlıca ülkeler;
· Almanya 174,3 milyar $ ve yüzde 14,6?lık payla birinci,
· A.B.D. 148,8 milyar $ ve yüzde 12,5?luk payla ikinci,
· Çin 115,65 milyar $ ve yüzde 9,7?lik payla üçüncü,
· Japonya 115,0 milyar $ ve yüzde 9,7?lik payla dördüncü,
· İtalya 73,54 milyar $ ve yüzde 6,2?lik payla beşinci durumdadır.
Bu ülkeleri sırasıyla İngiltere, Fransa, Hollanda, G.Kore, Singapur, Hong Kong ve Kanada takip etmektedir.
2003-2004 yılları ihracat değerleri arasındaki artış göz önüne alındığında ise genel ihracatta %18,5?lik bir artış görülürken Çin?de %41,9?luk, Almanya?da %29,4?lük, G. Kore?de %24,1?lik, Japonya?da %22?lik, İtalya?da %20,8?lik ve Hollanda?da %18,7?lik bir artış görülmektedir.
2000-2004 yılları ihracat değerleri arasındaki artış göz önüne alındığında ise beş yıllık dönemde genel ihracatta %35,5?lik bir artış görülürken Çin?de %331?lik, Almanya?da %71,8?lik ve son olarak Hong Kong?da %68?lik bir artış görülmektedir.
Dünya makine ithalatındaki başlıca ülkeler;
· A.B.D. 203,5 milyar $ ve yüzde 17,6?lık payla birinci,
· Almanya. 98,1 milyar $ ve yüzde 8,5?luk payla ikinci,
· Çin 91,5 milyar $ ve yüzde 7,9?luk payla üçüncü,
· İngiltere 64,6 milyar $ ve yüzde 5,6?lık payla dördüncü,
· Fransa 57,2 milyar $ ve yüzde 4,9?luk payla beşinci durumdadır.
Bu ülkeleri sırasıyla Japonya, Hollanda, Kanada, Hong Kong, İtalya, Singapur ve G.Kore takip etmektedir.
2003-2004 yılları ithalat değerleri arasındaki artış göz önüne alındığında ise genel ithalatta %15,7?lik bir artış görülürken Çin?de %28,1?lik, Singapur?da %24,5?luk, G. Kore?de %23,5?luk, Hollanda?da %23,2?lik, Almanya?da %20,4?lük, İtalya?da %19,2?lik ve Japonya?da %17,9?lik bir artış görülmektedir.
2000-2004 yılları ithalat değerleri arasındaki artış göz önüne alındığında ise beş yıllık dönemde genel ithalatta %29,8?lik bir artış görülürken Çin?de %165,9?luk, Almanya?da %43,3?lük ve son olarak Hong Kong?da %39,8?lik bir artış görülmektedir.
DEĞERLENDİRME
Son yıllarda dünya makine ticaretinde Almanya dışındaki Avrupa ülkelerinin geleneksel olarak olarak güçlü olduğu bu alanda artış trendine yeterince uyum gösteremediği görülmektedir. ABD ve Japonya ise makine ihracatında yatay bir seyir izlemişlerdir. En dikkat çekici gelişme Çin?in makine ihracatını %400?den fazla artırmasıdır.
İthalatta ise ABD ve Almanya her zaman olduğu gibi başı çekmiş ancak ithalat artış oranı ihracat artışının gerisinde kalmıştır. Çin ithalatta da rekor kırarak %300 oranında makine ithalatını artırmıştır. Diğer önemli makine ithalatçısı ülkelerin ithalatı genel konjonktüre paralel girmiştir. Dikkat çekici diğer bir nokta ise ithalat artışının %40 gibi yüksek bir bölümünü geleneksel olarak makine ithalatçısı olmayan diğer ülkeler gerçekleştirmiştir.
Bunun sonucunda Türkiye için nasıl bir strateji uygulanmalıdır sorusunun cevabı olarak;
Dünya piyasalarını alt üst eden Çin?in büyük ihracatçı olmasının yanında 98 milyar $ ile 3. büyük ithalatçı konumuna gelmesi Türkiye için de Çin?in büyük bir pazar konumuna geldiğini göstermektedir. İhracatçının zihnindeki ?ihracatçı Çin? imajının ithalatçı Çin ile değiştirilmesi, Türkiye?nin Çin?e olan makine ihracatını artıracaktır. Çin ile büyük bir ticaret açığı veren Türkiye bu açığını makine ihracatı ile kapatabilir. Çin?e makine ihracatının artırılması için bu ülkeye has teşvikler gündeme getirilmelidir (Fuar, ofis, mağaza, nakliye teşvikleri vb.).
Geleneksel olarak makine ihracatı yaptığımız ülkelerin yanında gelişmekte olan ve Türkiye?nin coğrafyasına yakın olan ülkelerin makine ithalatını giderek artırdıkları görülmektedir. Türkiye?nin rekabetçi olduğu orta ve düşük teknolojili makinelerde bu fırsatın kullanılabilmesi için söz konusu ülkeler nezdinde Türkiye için gümrük ve diğer avantajlar sağlayacak Serbest Ticaret Anlaşmaları veya özel ticaret anlaşmaları yapılmalıdır. Bu ülkelere gidecek makine ihracatçıları için özel programlar hazırlanmalıdır.
Yukarıda değinilen konular gerçekleştirildiğinde ihracat artışı sektörün teknolojisini geliştirmesi için birikim sağlayacaktır. Ayrıca AR-GE desteklerinin organize ve kullanımı kolay bir şekle büründürülmesi bunun için İhracatçı Birlikleri ve Üniversitelerle işbirliği yapılası yararlı olacaktır. Ayrıca işgücü maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı AB ülkelerinden Çin?e gitmeye başlayan yüksek teknolojili Avrupalı firmaların Türk makine üreticileri ile ortaklaşa üretim yapmaları teşvik edilmelidir.
SONUÇ: Sektör olarak daha önce DPT raporunda da vizyon olarak ifade ettiğimiz şekilde ?Özgün tasarım ve yenilikçilik yeteneğini geliştiren, kaliteli ve katma değeri yüksek yatırım malı imal eden, kurumsallaşmış firmaları ile makine imalat sektörünün dünyanın ilk on beş ülkesi arasında yer almak? bizim birincil hedefimizdir.
Yukarıda ifade ettiklerimizin ötesinde kısaca ve genel olarak strateji ve hedefimiz şu şekilde sıralanabilir.
1- Makine sektöründe müşteri odaklı, siparişe ve tasarıma dayalı makine imalatının geliştirilmesi en önemli hedeftir.Bu amaçla, ilk aşamada sektörel pazarın ihtiyacının analiz edilmesi, siparişlerin iç piyasaya yönlendirilmesi,ikinci aşamada,sektörün tasarım potansiyelinin artırılması ve kamu tedarik sisteminde yerli imalatı destekleyici bir ortam yaratılması gerekmektedir.Kaliteli Türk makinesi imajının dünya pazarlarında yerleştirilmesi için TÜRK MAKİNA KALİTE İŞARETİ Projesi uygulamaya alınmıştır ve destek beklemektedir.
2- Sektörün rekabetçi üstünlüğe sahip olması için üretim maliyetlerinin düşürülmesi,bu amaçla, finansman maliyetlerini düşürücü modeller geliştirilmesi,yatırım malları üzerindeki satış vergilerinin düşürülmesi,işgücü maliyetini artıran vergi ve primlerin düşürülmesi,orta ve uzun vadeli kredi imkanlarının geliştirilmesi,ve sektöre yönelik ?ORTAK SATIN ALMA ORGANİZASYONU?nun faaliyete geçirilmesi ve etkin şekilde desteklenmesi gerekmektedir.
3- Etkin yönetim, pazarlama, nitelikli eğitim ve işgücü temini, markalaşmayı desteklemek ve bu amaçla,Yönetim danışmanlık hizmetlerinin ve profesyonel yönetim anlayışının yaygınlaştırılması,Pazar araştırması, ortak satış sonrası hizmetlerin geliştirilmesi, pazarlama danışmanlığı hizmetlerinin desteklenmesi,1998 yılında % 14,5 olan, 2005 yılında % 38,9?a ulaşan ihracatın ithalatı karşılama oranının önümüzdeki beş yıllık dönemde % 50?ye çıkarılması,Makine ihracatı içinde, komşu ülkeler, Türk Cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika ülkeleri gibi potansiyel pazarların payının artırılması,Uygulamalı meslek eğitiminin geliştirilmesi desteklenmesi,Markalaşmanın yaygınlaştırılması.Bu hedeflere ulaşılabilmesi için Yurtdışı Pazarlarda TÜRK MAKİNA TİCARET MERKEZLERİ Projesi başlatılmış olup destek verilerek geliştirilmesi gerekmektedir.
4- Kalite ve yenilikçilik yeteneğini artırmak, AR-GE?ye daha fazla kaynak ayırmak bu amaçla, kalite ve belgelendirme hizmetlerinin yaygınlaştırılması,ortak teknoloji geliştirme çalışmalarını desteklemek, AR-GE kaynaklarını artırmak ve yaygınlaştırmak, sektörün toplam satış giderlerinden AR-GE?ye ayırdığı payın, önümüzdeki beş yılda en az % 1,5 değerine çıkarılmasını sağlamak.Bu hedefle ilgili olarak MAKİNA TEKNOLOJİ UYGULAMA ENSTİTÜSÜ Projemiz vardır.Bununla ilgili fikri hazırlıklar tamam olmasına rağmen faaliyete geçirilmesi için ilgili mercilerden kararların alınması gerekmektedir.
Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Makine ve Aksamları İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Tarafından Hazırlanan ?2004/6 sayılı Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ?de Karşılaşılan Sorun ve Çözüm Önerilerine İlişkin Bilgi Notu
Makine sektörü, üretim aşamasında yüksek düzeyde imalat teknikleri, teknoloji ve yetişmiş eleman kullanmaktadır. Bu sektör geniş bir istihdam olanağı sağlamakla beraber istihdam ettiği kişilere yüksek ücret ödeyerek yaşam standartlarının yükselmesinde dinamo etkisi yarattığından, tüketim harcamalarına dayalı olarak ekonomide canlılığın sürdürülmesinde anahtar rolü oynayan önemli sektörlerden biridir. Sektöre ivme kazandıracak bir birimlik ilerlemenin diğer sektörlere yansıması toplamda çok büyük artışlara sebebiyet vermekte dolayısı ile makine sektörünün çarpan etkisi özellikle gelişmekte olan ülkelerce diğer ülkelerle aradaki farkın kapatılmasında ve dışa bağımlılıklarının azaltılmasında hayati önem arzetmektedir.
Tüm bu çalışmaların yapılmasında gayemiz, sektör olarak pastadan daha büyük pay alma hırsı değil, gerçeklerin görülmesi ve sektörün neden ayrıcalıklı olduğunun bir kez daha hatırlanmasına yardımcı olmaktır. Türkiye?de makine sektörü hızlı bir gelişme trendi içerisindedir. Amerika ve AB Ülkelerinde makine imalatı yüksek teknoloji segmentine kaymış, orta teknoloji segmentinde ise pazarda bir boşluk oluşmuştur.Bu boşluk Türk Makine üreticileri açısından görmezden gelinemeyecek çok büyük bir fırsattır.Özellikle belirtilmesi gerekir ki, bu boşluğu doldurabilecek en kuvvetli adaylar ise üretim süresinde %80-85?lere varan yerli girdi oranı , ülkemizin coğrafi açıdan önemli pazarlara yakın olması , KOBİ ?lerimizin teknolojik gelişmelere hızlı cevap verme imkanı, ucuz iş gücü ve gelişmiş mühendislik becerileri ile Türk makine sektöründeki oyunculardır. Varolan bu fırsatı değerlendirebilmek için makine sektörünün tüm atılımlarını önümüzdeki birkaç senede tamamlayabilme zorunluluğu vardır. Sektörün yaptığı ihracatın %52?sinin Dünya Makina Ticaretine yön veren başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri ve ABD?ne gerçekleştiriliyor olması kalite ve teknoloji olarak makina sektörümüzün ulaştığı seviyenin bir göstergesidir. 2005 yılında 200?e yakın ülkeye makina ihracatı gerçekleştiren sektörümüz farklı pazarlara yönelme ve kendini ispat etme hedefindedir. Bu nedenle sektöre uygulanacak yurtdışı fuar katılım desteklerini, firmaların ihtiyaç duyduğu şekilde alabilmesi fevkalade önemlidir.
Bu sektör gerekirse diğer tüm sektörlerden ayrı tutulabilecek derecede stratejik öneme sahiptir ve bu noktayı gözden kaçırmadan cesur hamlelerin yapılması Müsteşarlığımızdan beklenmektedir.
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında ?Yurtdışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin 2004/6 Sayılı Tebliğ?de karşılaşılan sorun ve çözüm önerileri aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.
Önemine binaen tespit edilen bu hususlar;
1- Bireysel Fuar Takvimi içerisinde yer almayan Milli fuarlara, firmaların organizatörlerle katılma zorunluluğu, firmaları bireysel katılımlarda ödedikleri ücretlerden çok daha yüksek ücretlerle karşı karşıya bırakmakta, bu durum üyelerimiz arasında huzursuzluk ve fuarlara katılım kararlarında isteksizliğe neden olmaktadır.
Bu nedenle bireysel başvuru yapılan tüm fuarlar desteklenmeli, yada organizatör firmalar, katılımcılara bireysel gitmeleri durumunda sunulan fiyatlara yakın fiyatlar sunma yolunu açmalıdır. Aslında başka bir açıdan bakıldığında, farklı pazarlar araştırma ve bulma çabasında olan firmalarımızı destekleyebilmek ve önlerini açabilmek için bireysel katılım desteklerinin oranlarının arttırılması da düşünülmelidir, (Örn. Önceki Tebliğ?de bireysel fuar katılım destek oranı boş stand için % 100, konstrüksiyonlu stand için %80 iken, 2006 yılı itibariyle % 50?ye düşürülmüştür. Bahse konu bu oranı yine % 80?lere yükseltmek son gelişmeler ışığında daha uygun olacaktır.). Organizatör firmaların gidemediği ihtisas fuarlarında organizatörlere aktarılması düşünülen destek miktarı böylelikle bireysel katılım sağlayan firmalara kaynak olabileceğinden, bu oransal artış yeni pazarlar ve fırsatlar arayan cesur ve öncü şirketlerin motivasyonuna ve maliyetlerinin düşmesine katkıda bulunacaktır.
2- İhracatçılarımızın Organizatör firmalarla katıldığı fuarların nakliyeleri çok yüksek olmaktadır. Bazı fuarlara kendi nakliyesini götürmek isteyen firma, organizatör firmadan çok daha ucuza nakliye edebilmektedir. Ancak Tebliğ?de organizatör firma tarafından gerçekleştirilen nakliye üzerinden destek alabildiği için, kendi yapınca destekten yararlanamamaktadır.
Bu konuda, firmanın nakliyesini bireysel gerçekleştirmesi durumunda, maliyetler düşecek, aynı zamanda daha az miktarda devlet desteği ödenecektir. Bu çerçevede yürürlükte olan ?Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin 2004/6 Sayılı Tebliğ?in 8. maddesinde, Sektörel nitelikli uluslararası fuarlar için katılımcının ödeyeceği boş stant kirasının % 50?si ve nakliye harcamalarının % 50?si 15.000 ABD Doları?nı aşmamak üzere ödenir. Sektörel nitelikteki uluslararası fuarlara iştirak eden komple tesis imalatı, makine ve otomotiv ana sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların fuar nakliye masraflarının 10.000 ABD Dolarını geçmemek üzere %50?sinin ilaveten destekleneceği belirtilmektedir.
Ancak, makine
sektöründe faaliyet gösteren firmaların makine tonajlarının ağırlığı ve
hacimlerinin büyüklüğü dikkate alındığında, sergilenmesi için büyük alanlara ve
yüksek nakliye ücretlerine gerek duyulmakta ve bu durumda katılımcıların
maliyetlerini büyük oranlarda yükseltmektedir. Bu itibarla makine firmalarının
fuar stand ve nakliye maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla 15.000 ABD Doları
olarak uygulanmakta olan teşvik miktarının 25.000 ABD Dolarına,
ayrıca komple tesis imalatı, makine ve otomotiv ana sanayii sektöründe faaliyet
gösteren firmalar için % 50 oranında ve 10.000 ABD Dolarını geçmemek üzere
desteklenmekte olan ek nakliye teşvik miktarının 15.000
ABD Dolarına çıkarılmasının sağlanması, fuarlarda komple tesis teşhirine
olanak sağlayacak ve yoğun bir tanıtım fırsatı yakalanmış olacaktır.
3- Malumları olduğu üzere, İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliklerince
belirlenen ve Türkiye İhracatçılar Meclisi İcra Komitesinin görüşü alındıktan
sonra Müsteşarlıkça uygun görülerek ilan edilen liste içerisinde olmayan ancak
sektör açısından önemli olan fuarlara gidilmesi halinde firmalar destek
alamamaktadır.
Listeler
oluşturulurken her ne kadar firmalardan fuar isimleri alınarak listeler
oluşturulmuş olsa da, son anda listede olmayan sektör açısından önemli görülen
fuarlara katılım imkanı doğmaktadır. Bu mağduriyetin giderilmesi için liste
sisteminin firma lehine düzenlenmesi gerekmektedir. Bu noktada bireysel olarak
tüm sektörel fuarlara katılabilmek için İhracatçı Birliklerine yapılan
başvuruların izin sayılabilmesi tıkanmaların önüne geçilmesi açısından, kontrol
ve denetimin Müsteşarlık yada ilgili ülkedeki Ticaret Müşavirlikleri tarafından
yapılması kaydıyla, bir çözüm olarak sunulabilir.
4- Makine sektöründe ürün tonajlarının yüksekliği ve hacim büyüklüğünden
dolayı, firmalar fuarda ürün teşhir etme sıkıntısı yaşamaktadırlar.
Bu nedenle,
2004/6 Sayılı Tebliğe ait Uygulama Usul ve Esaslarının 19. maddesindeki;
?Katılımcılar, ürünün cinsine göre ürünlerini doğrudan sergileme olanağı
bulamamaları durumunda (bazı kimyasallar ve/veya fiziki olarak sergilenemeyen
ürünler), broşür katolog v.s ile fuar katılımlarında azami 16 m2
üzerinden desteklenirler? hükmü kapsamına, fuarda ürün sergileme imkanı
bulamayan ve büyük poster, görüntü sistemleri ve katalogla katılım sağlayan
makine sektöründe faaliyet gösteren firmalar da dahil edilerek, bahse konu m2
sınırı 30?a çıkarılmalıdır.
5- Tebliğ gereği bireysel katılım gerçekleştirilen fuarlarda
firmaların ana organizatöre ödeme yapmaları ve faturaların da organizatör
firmadan kesilmesi zorunluluğu, fuara katılan ancak resmi organizatörü
tarafından faturası kesilmemiş, ödemeleri resmi organizatöre yapılmamış firma
başvurularının fuar sonrasında destekten yararlanamamalarına neden olmaktadır.
Fuarlara katılan firmaların faturayı düzenleyen firma/kuruluşa ödeme
yapmalarının, teşvik değerlendirilmesinde yeterli görülmesi yönünde düzenleme
yapılması, yaşanan mağduriyetleri ortadan kaldıracaktır.
6- Türk İhraç Ürünleri Fuarları makine sektörüne hizmet edememektedir.
Şöyleki; fuar organizatörleri tarafından gerçekleştirilen Türk İhraç Ürünleri
Fuarlarına katılım az miktarda olduğunda, ülke tanıtımı yeterli yapılamamakta
aynı zamanda organizatör firmalar fuara ilişkin kapsamlı tanıtım
yapmadıklarından dolayı fuarlar panayır havasında gerçekleşmektedir. Bu nedenle
Sektörel Nitelikte Milli Katılım fuarlarının bu fuarlara kıyasla daha etkin
olduğu söylenebilir.
Ayrıca,
uluslararası faydası ve sürekliliği kanıtlanmış önemli fuarlara Milli Katılım
olarak fuar yapma yetkisinin sektörel derneklere verilmesi de ayrı bir öneri
olarak ele alınmalıdır. Üretici-imalatçı organizasyonlarına 2004/6 Sayılı Tebliğ
çerçevesinde %65 destek verilmekte ancak, bu destek 36 metrekare ile
sınırlandırıldığından pratikte çalışmamaktadır. Sektörel derneklerin kendi mal
gruplarında uzman olmaları önemli bir avantajdır. Üstelik bu dernekler sadece
komisyonlarla bu işi yapmaya razı olduğundan fuar katılımcılarının maliyetlerini
otomatikman düşürecek bir çözüm olduğu düşünülmektedir. Bu meyanda bahse konu 36
m2 sınırlamasının genişletilmesi gerekmektedir.
7- Makine sektörüne ilişkin fuar yapan organizatör firmaların uzmanlaşması
ve fuarların daha verimli olması bir ihtiyaç halini almıştır. Fuar
organizatörleri tarafından yapılan fuarların tarihlerinin belirlenmesinde daha
hassas davranılması ve aynı sektörde başka fuarlarla tarih yakınlığının kontrol
edilmesi gerekmektedir. Firmalar birkaç gün arayla sektörlerini ilgilendiren iki
fuar arasında kalmakta ve yalnız bir tanesine katılabilmektedirler. Yada kendi
sektörleri açısından çok önem taşıyan dünya çapında bir fuarın düzenlendiği
tarihte firmalarımız bir başka fuar satışına yönlendirilebilmekte, bu da
başarıyı düşürmektedir.
Tüm bu
faktörler göz önüne alındığında Makine sektörünü konu alan tüm yurtdışı
fuarlarda Koordinatör birlik olması dolayısı ile OAİB Makine ve Aksamları
İhracatçıları Birliğinin öneri ve görüşlerinin önceden alınması, Birlikçe
koordinasyonun sağlanması, üyelerimizin memnuniyeti ve fuar teşvik sisteminin
sağlıklı işlemesi açısından önemlidir.
Kullanılmış Makine İthalatının Serbest Bırakılması
Kullanılmış makine ithalatının serbest bırakılması konusu ile ilgili olarak, AB müzakereleri sürecinde tarife dışı engellerin kaldırılması için büyük bir baskı olduğu, ülke olarak çok daha eski tarihlerde uygulamaya sokulması gereken ama sanayicimizi koruma amaçlı olarak uygulanmayan maddelerin uygulamaya sokulması , en azından bunları gerçekleştirmeye yönelik olarak adımlar atmaya başladığımızı gösterebileceğimiz bazı uygulamaların yapılması gereği dile getirilmektedir.
Bu zeminlerde aşağıda özeti sunulan görüşlerimizi yeri geldiğince ilgili taraflara bildirmekteyiz.
90?lı yılların başından sonuna kadar olan dönemde Türk imalat sanayinde yapılan yatırımlar dikkate alındığında orta-düşük teknolojili makinelerin payının gerileyerek orta-yüksek teknolojili makinelerin paylarının artığı görülmüş ve bu durum rekabet gücümüzü arttıran ve ihracatı tetikleyen bir etken olarak düşünülmüştür..
Şu an yürürlükte olan ve sanayicinin üretimde kullanmak üzere talep ettiği her tür kullanılmış makine girişine zaten müsade verildiği, bu iznin on yaşından küçük makineleri kapsadığı fakat uygulamada yaş sınırının işlemediği ve çoğu kez de gayrimeşru yollar ile bu makinelerin ülkemize girişinin mümkün olabildiği söylenmekte ve fiili olarak yürürlükte tutulduğu halde işlerliği olmayan bu ve bu tip sınırlamaların AB müzakere sürecinde uyulması gereken ama gerçekleştirilemeyen koşullardan birisi olarak ülkemiz aleyhine kullanılmasının engellenerek fiili olarak uygulanması mümkün olan ve sektörel fayda sağlayan sınırlamalara yönelmenin amaçlandığı söylenmektedir ve yine bu konu ile ilgili olarak Avrupa Birliği müzakere sürecinde ülke olarak yaş sınırının kaldırılmasının, atılmış bir adım olarak kabul göreceği ve bize zaman kazandıracağı konusunda bilgiler sunulmaktadır.
Makine Sektörü olarak Avrupa Birliğine tam üyelik gerçekleşene kadar sektörümüze koruma sağlanmasını, bu sektörün özel önemine binaen gerekli görmekteyiz. Bununla birlikte, mutlaka bu yönde bir adım atılması bir zaruriyet ise; on yaş sınırının kaldırılması sonrası, kullanılmış makine ithalatının çok yakından takibi yapılmalı ve ithalat rakamının kontrolsüz artışında acilen uygulama sınırlandırılmalı veya kaldırılmalıdır. Bizim bu husustaki çekincemiz; daha önce büyük veya orta ölçekli firmalarda, eksperlerin inceleme sonuçlarına dayalı olarak bilinçli bir şekilde gerçekleşen kullanılmış makine ithalatının yatırım kaynağı son derece kısıtlı mikro ölçekli firmaların büyük bir çoğunluğu tarafından bilinçsiz olarak, sonucu düşünülmeden ve önü alınamayacak şekilde yapılma ihtimalidir. Kullanılmış makine ithalatında yaşanacak büyük o